Rap ve ‘Salzheimer’

Rapçi Chefket'le Sohbet

Advertisement

Usta şarkı sözleri, güzel bir sesi ve harika flowu olan akıllı bir adam. Max Herre ile Kool Savas’ın karışımı – yine de mütevazı: bu Chefket, ya da doğduğu ismiyle Şevket Dirican. Arada sırada vejeteryan yemekten hoşlanıp, “Salzheimer” hastalığından muzdarip bir rapçi (Salz tuz demek, Chefket sık sık çok tuzlu yemekler yiyor).

Onunla Berlin-Friedrichshain’deki burgerci Burgeramt’da bir araya geldik; müzik sektöründeki eleştiri ve klişeler, mevcut projeleri ve ailesine olan sevgisi hakkında konuştuk.

chefket-hiphop-01_renk

Kritik ve aynı zamanda ironik “Domuz eti yerim, ama sadece sünnetliyse” gibi cümleler bana klişelerle rahatça uğraştığını gösteriyor. Almancıların hâlâ çarpık bir imajının olması seni rahatsız ediyor mu? 

Artık değil. Albümüm »Identitäter« ile bu konudan kendimi kurtardım. Bu konudan kopabilmek adına, bu albüm benim için bir kurtuluş oldu. Hep “Türk” olarak etiketlisin. Sadece köküme indirgenmekten bıktım; çünkü söyleyecek çok daha ilginç şeylerim var. Sanat yapmak istiyorum. Düşünsene, ailesi Alman olan bir sanatçı sürekli Almanlığı hakkında sorgulanıyor. Bir halkı, ülkeyi veya bayrağı temsil edemem, ve bunu istemiyorum da. Ben kim için konuşayım? Sadece kendim için konuşuyorum. Belki bunu yaparak işleri kendim daha da zorlaştırıyorum; çünkü birçok insanın bu genellemeye ihtiyacı var, ama bu beni gerçekten rahatsız etmiyor. Ben sadece Chefket’im!

chefket-hiphop-05_renk

“Made in Germany” şarkısında, diğer şeylerin yanı sıra, Almanya’nın silah ihracatını eleştiriyorsun. Şu anda, Almanya yeniden silah ihraç ediyor. Politik ifadeler olmadan albüm yapmayı hayal edebiliyor musun? Yoksa senin için politik ifadeler çok mu önemli?

Siyasi ifadeler benim için o kadar önemli ki; politik mesajı olmayan bir albüm daha iyi satıyorsa olsa bile, onları kullanmayı bırakmayacağım. İzleyicinin farkındalığını yükseltebileceğim önemli konular olduğunu düşünüyorum. Ben de sürekli bunların üzerine bir şeyler öğreniyorum. Ama silah ihracatı üzerine bir makale yazmıyorum. Benim için olay, herkesin sahip olduğu duygular… Değiştiremeyeceğimiz veya değiştiremeyeceğimizi sandığımız şeylerin karşısındaki güçsüzlükle ilgisi var. Birçok müzisyen hayranlarını zor sorularla yüzleştirip onları korkup kaçırmaktan korkuyor. Ben bu korkuyu tanımıyorum.

chefket-hiphop-06_renk

Örneğin, Almanya zehirli ve insanları öldüren bir gofret üretmiş olsaydı herkes şunu söyleyecekti: “Hey, bunu yapamazsınız, bu insanları öldürüyor!” Ama durum silahlarda farklı. İş olanakları yarattığı açıklaması, hiçbir şeyi meşrulaştırmaz. Hepsi çok garip. Bazen kendime, ben mi çok aptalım yoksa diğerleri mi diye soruyorum; ama bilmiyorum, hiçbir fikrim yok. Silah ihracatını nasıl destekler insan? Tek bir silah bile çok fazla.

chefket-hiphop-07_renk

İlk canlı konserinde annen izleyiciler arasındaydı. Ailen seni nasıl etkiliyor?

Beni kuvvetli etkiliyorlar. Tabii ki annem ne hakkında yazmam gerektiğini söylemiyor ama yetiştirilme biçimim, birbirimizle iletişimimiz hepsi beni etkiledi. Ailem Türkiye’de yaşadığından birbirimizi sık görmüyoruz. Kardeşlerim bana sürpriz yapıp annemi buraya yolladılar. Benim hiçbir şeyden haberim yoktu ve soundcheckte bir anda yanımda duruyordu. Onun yaşına göre, 70 yaşında, iyi dayandı. Maşallah! Aile en önemlisi.

chefket-hiphop-08_renk

 

Eski türkülerden örnekler aldığın bir EP çıkartmak istiyorsun. Yasin Bey aka. Mos Def ya da Action Bronson gibi müzisyenler bunu yaptı. Bu gelecek projeyle ilgili biraz bilgi verir misin? 

Action Bronson da mı, gerçekten mi? Montreal’de bir evde başka sanatçılarla yaşarken aklıma geldi bu fikir. Ev arkadaşım olan Türk, psychedelic rock müziği sevip sevmediğimi sordu ve ben de “tabii, çal hadi” dedim. Barış Manço ve Erkin Koray’ın orijinal kayıtlarıydı ve harikalardı, direkt kopyalarını aldım. MadliB’in kardeşi Oh No’dan, bir kaç şey biliyordum zaten. O Selda Bağcan’ın bir şarkısını sampleladı. Eski şarkıları yeniden yorumlamak çok eğlenceli. Bu EP büyük ihtimalle sonraki albümden sonra çıkacak.

Beş favori müzisyenin?

Büyük isimler söyleyip onları kendi seviyeme çekmek istemiyorum; ama Bill Withers’ten gerçekten çok hoşlanıyorum. Genel olarak, eskileri seviyorum: Al Green, Miles Davis, Bob Marley, Jamiroquai ve Black Uhuru ve diğerleri. Pablo Moses kesinlikle büyük bir ilham kaynağıydı. “Revolutionary Dream” albümünü sık dinlerdim. Adam tek kelimeyle harika. Deli bir katil gibi görünüyor, ama aslında yumuşak bir sesi var.

En sevdiğin beş şarkı?

1. Pablo Moses – „Come mek we run“

2. Al Green – „If Loving You Is Wrong I Don’t Want to Be Right“

3. Nas – „Watch dem Ni**as“

 

4. Barış Manço – „Gesi Bağları“

5. Michael Jackson – „Leave me alone“

Baklava mı stollen (Alman noel keki) mi?

Şimdiye kadar sadece bir kere stollen yedim. O da çok kuruydu. O nedenle baklava; ama sadece annem yaparsa. Başka bir yerde yiyemiyorum.

Methodman mı Redman mı?
Methodman

Berlin mi İstanbul mu?
Berlin

Tatil dağlarda mı denizde mi?
Denizde

Rakı mı bira mı?
Rakı


Credits

Text: Ömer Mutlu

Follow uns
on Instagram!